RÖPORTAJ

  • KARSLIOĞLU: BOŞA GEÇİRECEK BİR DAKİKAMIZ BİLE YOK
    KARSLIOĞLU: BOŞA GEÇİRECEK BİR DAKİKAMIZ BİLE YOK

    MEHMET ŞAHİN
    Adana Kamu Müteahhitleri Derneği (AKAMDER) Başkanı Mustafa Karslıoğlu, 91.0 frekansından yayın yapan “Bölgenin haber radyosu” Metropol FM’de Gazeteci İlhan Geyik’in hazırlayıp sunduğu “Objektif” programına konuk oldu. Koronavirüs sürecinden, inşaat sektörüne; Adana’daki yatırımlardan, kentsel dönüşüme kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Karslıoğlu,  “Devletimiz bu dönemde tüm sektörlere destek oldu; krizi fırsata çevirdi. Yatırımlar artarak devam etti. Adana bazında da pandemiyi fırsat bildik. Bu dönemde yaklaşık 40 okulun güçlendirmesini bitirdik.” dedi. Mustafa Karslıoğlu, sorulara şu yanıtları verdi:

     Türkiye’nin koronavirüs salgını ile mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    İnsanlık dünyanın 180 ülkesini kasıp kavuran bir virüs ile karşı karşıya kaldı. Bu virüs hepimizi bir testten geçirdi; aynı zamanda da şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerektiğini hatırlattı: “Acaba insanoğlu olarak biz nerede hata yaptık?...”  Çünkü ‘benim’ diyen, uzaya astronotlar gönderen bir Amerika ve Avrupa ülkeleri bile bu virüsü hazırlıksız yakalandı. Böyle bir tablo içerisinde ülkemiz pandemi ile çok başarılı bir mücadelede bir sınav verdi. Türkiye bu dönemde 130’dan fazla ülkeye yardım elini uzatarak ‘yardımlaşmanın ne kadar önemli’ olduğunu gösterdi. Bu davranış bizi diğer ülkelerden farklı kıldı; halen örf ve ananelerimizin devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.

    ‘PANDEMİ DÖNEMİNİ FIRSATA ÇEVİRDİK’

     Türkiye pandemi sürecinde ekonomiyi nasıl yönetti?

    Türkiye kısa, orta ve uzun vadeli planlarını çok iyi hazırlayan bir ülke. Karşılaşabileceği olağanüstü gelişmelerin tedbirleri önceden alınmış. Son 20 yıldır bu konuları test yapa yapa bugünlere geldik. Ancak dünya virüse hazırlıksız yakalandı. Avrupa’da devletin bir ‘baba’ yapısı yoktur. Bütün hizmetler özel sektöre devredilmiştir. Bizde eğitim ve sağlık hizmetleri halen büyük oranda kamu eliyle yürütülüyor. Şimdi birçok ülke ‘Sağlık sistemimizin nasıl işletildiğini’ merak ediyor. Devletimiz bu dönemde tüm sektörlere destek oldu; krizi fırsata çevirdi. Yatırımlar artarak devam etti. Adana bazında da pandemiyi fırsat bildik. Bu dönemde yaklaşık 40 okulun güçlendirmesini bitirdik. Boş geçirecek bir dakikamız yoktur. Artık her şeyi devletten bekleme dönemi bitmiştir. Sanayici ve işadamlarımız bu zor dönemi atlatmak için elinden geleni yapıyor.

     ‘ADANA OLARAK YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ’
    Süreci “Adana'da ekonomisi” açısından biraz daha açabilir misiniz?

    Öncelikle kamu müteahhidi olarak ben tarafsız biri olduğumu ve görevim gereği devletti temsil eden insanlarla birlikte hareket etmek zorunda olduğumu vurgulamak istiyorum. (Çok şükür) hiç bir sorunumuz yok. Büyükşehir Belediye Başkanımız ‘kurumu borçla devir aldık’ diyor; ona belli bir süre verilmesi gerekiyor. ASKİ’den alacaklı olan firmalarımızın borçları düzenli bir şekilde ödeniyor. Daha önce AKAMDER üyeleri ASKİ ve Büyükşehir’in ihalelerine girmiyordu. Şu anda 35 civarındaki firmamız ihaleye giriyor; kıyasıya bir rekabet oluşuyor. Demek ki kuruma duyulan ‘güven’ sorunu çözülmüştür. Merkezi hükümetin kaynak aktardığı yatırımlar planlandığı şekilde sürüyor. TOKİ’nin (Buruk ve Sarıçam Belediyesi’ndeki) ihaleleri yapıldı. Güney Adana Hastanemizin inşaatı; DSİ’nin projeleri ve yıkılıp yeniden yapılması öngörülen 20 okulun çalışmaları devam ediyor.  Adana olarak ‘şeffaf’ bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.

    Güney kuşak projesi hakkında bilgi verebilir misin?

    Karayolları güzel bir proje hazırlandı. Ancak; ‘arazimden yol geçiyor, bize milli piyango vurdu’ deyip, dava açanlar oluyor. Bu davaların beli bir süreci var. Bundan dolayı proje sekteye uğramış olabiliyor. Para olmadığı için değil; dava süreçlerinin bitmesi gerekiyor. Bu çerçevede Güney Kuşak Projesi’nde de süreç işlemeye devam ediyor.

     Çukurova Uluslararası Havalimanı inşaatı şu an da hangi aşamada?

     Biz geçmişte bu projenin kamuya ihale edilmesini istedik. Ancak yanlış anlaşıldık. ‘Yap-işlet-devret’ modeliyle yola çıkıldığı için (sanıyorum) orada bir hesaplama hatası yapıldı. Yüklenici firma yapıp, işletecek ve devlete devredecek; öngörülen rakam müteahhitleri kurtarmıyor. Alan firma projenin mali boyutunu yetersiz bulunca ihale bir kez daha iptal oldu. Gelinen aşamada dediğimize gelindi. Proje kamu yatırımı olarak ihaleye çıkarsa kısa sürede bitirilir. Ayrıca kentimizin dinamiklerinin Adana Havalimanı pistinin uzatılması talebi de var. Bu fikri de destekliyoruz.

    Bir önceki dönemde başlayan ve yarım kalan "Devlet Bahçeli Köprüsü" hakkında düşünceleriniz nelerdir?

     ‘Adana lobisi’ olarak havalimanı pistinin uzatılması için girişimde bulunduğumuz gibi aynı adım Devlet Bahçeli Köprüsü için de atılabilir. Biz bunu Adana’da hafif raylı sistemde de (metro) yaşadık. Halen borcu ile uğraşıyoruz. Devlet Bahçeli Köprüsünün Karayollarına devir edilip bir çırpıda bitirilmesini ümit ediyorum. Diğer illerde bunun pek çok örneğini gördük. Bir vatandaş olarak her zaman Adana’da yarım kalan projelere devletimizin katkısının olmasından yanayım. Müteahhidi iflas etmesi nedeniyle yarım kalan yeni Adliye Binamız yeniden ihale edildi; yüklenici firma orada hızlı bir şekilde çalışıyor. Yeni Stadyumumuz önümüzdeki sezona hazır hale gelecek. İlimizi ne kadar kamu yatırımı çekebilirsek o kadar avantajlı hale geliriz.

     'YATAY MİMARİ İLE KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPILABİLİR’
    Adana’nın birçok bölgesi için "Kentsel Dönüşüm Projeleri” hazırlanıyor. Fakat her nedense bu projeler bir türlü hayata geçirilemiyor?

     Bu sorunun cevabı biraz da yasalarımızla ilgilidir. Büyük mücadeleler verdiğimiz Müteahhitlik Yasası çıktı. Artık her önüne gelen müteahhitlik yapamayacak. Bir firma şirketi gerekli şartları yerine getirdikten sonra ilk aşamada 600 metre karelik bir yer yapabiliyor. Burayı bitirdikten sonra bin 200 metre karelik bir inşaat izni veriliyor. Eskiden 2 bin liraya şirket kuran, 100 liraya kartvizit bastıran ve gözü açık bir arsa sahibi (yüzde 50 alan) bulan biri müteahhitlik yapabiliyordu. Arsa sahibi evde çizgili pijamayla dizi izlerken benim garip müteahhidim mülk sahibine yüzde 50 vermek için uğraşıyordu. Haliyle ev fiyatları tavan yapmış oluyordu. Seyhan’ın güney kesiminde öncelikle kentsel dönüşüm yapılmalı. Ancak bu mahallelere müteahhit girmez. Çünkü buradan para kazanamaz. Bundan dolayı kenar mahallelere belediyelerin ve TOKİ’nin el atması gerekiyor. Evlerin ‘yıkılarak, yeniden inşa’ edilmesi şart. Adana’da şu ana kadar bir tek Yüreğir Belediyesi, TOKİ ile işbirliği yaparak  Kışla Mahallesi’nde  ‘yıkarak yerinde dönüşüm’ gerçekleştirdi. Yeni dönemde devletimiz ‘yatay mimariyi’ özendiriyor. Adana 1998 Ceyhan depremini yaşamış 1. derece deprem kuşağında bir kent. Artık gelişigüzel yoğunluklar verilmeyecek. Her tarafımız beton yığını oldu. Dolayı ile ‘yatay mimari’ ile ilde kentsel dönüşüm hareketlendirilebilir.

     ‘HALK  VERİLEN SÖZLERİN TAKİPÇİSİ OLSUN’
    Ceyhan depreminden gereken dersleri çıkardık mı?

     Ceyhan depreminde Müteahhitlik Yasası’ndaki boşluktan yararlanıp ‘karpuzcu’ diye tanımladığımız müteahhitlerin yaptığı binalar yıkıldı. Kamu yatırımlarına hiçbir şey olmadı. Ben hala bir deprem olduğunda vatandaşlarımızın en yakınlarındaki okula gitmeleri gerektiğini iddia ediyorum. İllerde riskli yapı tespit belgesine sahip firmalar var. Adana’da kenar mahalleleriyle ilgili bir test yapıldığında; depreme dayanıklı olmayan yapıların varlığı ortaya çıkacaktır. Adana Ceyhan depremi sonrasında 1. derece deprem bölgesi oldu. Halkımız oy verdiği Belediye Başkanlarının ‘Kentsel dönüşümle’ ilgili verdikleri sözlerin takipçisi olsunlar. Bence Belediye Başkanlarına da belirli aralıklarla karne verilmeli. Ne yapıp yapmadıkları sorgulanmalı. Siyasi Parti Yasalarına bu hususların konulması gerekiyor; aksi halde daha biz bunları çok konuşuruz.

     ‘15 TEMMUZ RUHU ÇOCUKLARA AŞILANMALI’
    15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin üzerinden dört yıl geçti. Kalkışma olduğu andan itibaren ciddi bir inisiyatif üstlendiniz. O günden bugüne yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

     15 Temmuz hain darbe girişiminin 4'üncü yılındayız. İlk yılda 13 STK’nın bir araya gelerek oluşturduğumuz ‘Milli İradeye Saygı Platformu’ olarak 27 gün İstasyon Meydanı’nda ‘demokrasi ve milli irade” adına en gür şekilde haykırdık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesiyle millet olarak tek yumruk olup darbecilere gereken cevabı verdik. Ben o platformun sözcülüğünü yaptım. Belki uykusuz kaldık, bir gecede iki üç gömlek değiştirdiğimiz oldu; ancak kendisini tankın önüne atan kahramanlarımızın yanında bunun bir lafı olmaz. Allah muhafaza; diyelim ki bu hain darbe başarılı olsaydı, bugün hiç birimiz yoktuk. Vatandan, milletten ve milli iradeden söz edemezdik. Bu yılki programımızı da Vali Süleyman Elban’nın öncülüğünde gerçekleştireceğiz. Pandemi dolayısı ile bazı tedbirler alınacaktır; ancak 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma etkinlikleri önemine ve anlamına uygun bir şekilde hayata geçirilecektir. Evlerimizi ve caddelerimizi bayraklarla donatalım. Anne ve babaların özellikle ’15 Temmuz ruhunu’ çocuklara aşılaması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Reklam Alanı

RÖPORTAJ İLE İLGİLİ DİĞER HABERLER