BAHANE AYI GELİYOR - Ata Ivak

5 Ekim 2019 Cumartesi

Hep bu mevsim geçişleri bizi tembelleştiren: Hava tuhaf, halim yok. Yağmur yağacak dizlerim, belim ağrıyor, hava kapalı dışarı çıkasım yok, rüzgâr çıktı planımızı iptal edelim; şeklinde bir liste var uzayıp gidiyor. Hemen hemen herkesin dilinde bu liste var. Havaya sığınmaya alışmışız. Suçu hemen atıveriyoruz ona. Hâlbuki o her zamanki seyrinde devam ediyor. Bahaneleri biz üretiyoruz. Bazı öğrencilerime çok kızıyorum.  Bir şeyi o an istememenin sebebi sensin diyorum. Başka faktörler değil. Ben en soğuk en zor hava şartlarında en kalabalık sınıflarımı çalıştırırdım. Hala da çalıştırıyorum. Bu sene henüz yapmadı ama geçtiğimiz senelerde dışarıda öyle bir yağmur ve fırtına olurdu ki, bırakın dışarı çıkıp dansa gelmeyi normal şartlarda kafanızı camdan bile çıkaramayacağınız kadar hızlı ve sert olurdu hava.  Ama biz yine de pratik saatlerimizi yapardık. Danslar ederdik. Hatalarımızın üzerine üzerine giderdik daha fazla. Sizlerde öyle yapmalısınız. Kafanızı kaldırıp artık yukarı bakmalısınız.
Ama bizler çok seviyoruz bu tarz bahaneleri. Özelliklede mevsim geçişlerinde… Başvurmadan yapamıyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü? Dans için neden bahane üretmiyoruz? Diğer bütün işler sırada, kapıda, planların içinde bekleyip kaybolmuşken, bizi daha çok terleten daha özenli gitmemiz gereken dans neden bunlara rağmen aksatılmıyor? Ben söyleyeyim: Çünkü seviyoruz. Severek yapılan şeyler insanın devamlı özleminde bekleyen, onu gülümseten, mutlu eden şeyler ona o an iş ya da mutlaka yapılması gerekenler listesindekilerden bir maddeymiş gibi gelmiyor. Dans için bahane üretmeyi sevmiyoruz. Diğer şeyler için ise bakıyorum liste baya bir kabarık. Hep ertele hep ertele nereye kadar gidecek insanın kendisi de bilmiyor. Ruh hali dediğimiz şey o kadar değişken ki, borsa bile yetişemez, insanın beyninde kalbinde yaptığı etkilere. O yüzden her zaman onu dinlemek size kazanç sağlamaz. Mantığınızı devreye sokup yapmak istediklerinize odaklanmanız lazım. Zaten başlı başına bir savaşın içindeyiz hayatta. Sizi çevreleyen bu mücadele etmeniz gereken iç faktörler kadar, dış faktörlerde var. Motivasyonumuzu düşürmememiz lazım. Yapmadığınız ama günlerdir yapmayı düşündüğünüz şey örneğin beş kilometre yürüyüş gibi, gözünüze dağ gibi görünebilir. Sebebi bunun düşüncede kalması ve faaliyete geçmemiş olmasından kaynaklanıyor. Başladığınız işleri düşünün bir de… Hangisine başlayıp ta bitiremediniz? Ya da bitince hangisi ‘Ya ne kadar iyi, kolay geçti hemen hallettim’ dedirtmedi ki? Bunları aklınıza getirin hep. Ben öyle yapıyorum. Başladığım iş benim için bitmiş iştir. Daha başlarken kendinize bu motivasyonu verirseniz üstesinden gelemeyeceğiniz hiçbir görev olamaz. Bu söylediğim elbette her alan için geçerli. Dans da, sporda, ofiste, evde, okulda… Aklınıza gelebilecek bulunduğunuz her mekanda bu geçerli.  
İnsanın içinde bir anda bir melek ve şeytan konuşuyor. Şeytan tarafını dinlemeden melek kısmına kulak verin. O vicdanınızın ve kalbinizin sesi oluyor. O size ne yapmak istiyorsanız yol açıyor, cesaretlendiriyor. 
Havalar soğudukça biliyorum ki, çok fazla bu tarz insanla karşılaşacağım. İnsanoğlu elbette robot değil, tabi ki benim de üşendiğim ve maalesef ertelediğim pek çok şey olabiliyor. Ama başa çıkabilmek ve bu seslere kulak vermemek önemli olan.  Hepimiz bunu yapabiliriz. Bir tane hayatımız var ve bahanelerin arkasına saklanmayacak kadar güzel ve dolu dolu yaşanmayı hak ediyor. 
Dansla kalın. Sevgiyle kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI