BİR NESİL GEÇTİ - ATA IVAK

20 Şubat 2021 Cumartesi

Geçen gün eşimle birlikte annemleri ziyarete gittik. Malum dönemde olduğumuz için bizden başka kimse pek girip çıkmıyor evlerine. Laf lafı açarken birden onların gençlik zamanlarındaki yazlık sinema kültürüne geldi sohbetimiz. O kadar keyif aldım ki, kısa süre oturup kalkmayı planlarken bir de baktık inanılmaz keyifli bir sohbet bizi almış götürmüş o senelere. Gerçi ben çocuktum ancak yine de hatırladığım birkaç anı var. Onlar kadar, o duyguları yaşayamasam da kıyısından köşesinden şahit olduğum anlar oldu. Gülmekten gözümüzden yaş geldi. Bu kadar yokluğun, imkânsızlıkların olduğu zamanları anlatırken, hiç bu kadar keyif alıp saatlerce konuşacağımız da aklıma gelmemişti doğrusu…

Seneler geçtikçe bazı anlara özlem duyduğumuz zaman, o zamanlara gitmek, o anları anlatan etkinlikler yapmak, herkese o zamanı yaşatmak isteği doğuyor birdenbire içimde, evet yapıyoruz bunları, yapmaya da devam ediyoruz. Bunlar bizi gülümsetip mutlu etse de, yine de o zamanların yerini hiçbir şeyin tutmadığını derinden hissediyorsunuz. Yetmişli seksenli yılların sinema zamanlarında insanların başka hiçbir eğlencesi olmadığı için bir kere iple çekilen anlar var.  Herkesin haftalık biletler aldığı özenle bir önceki günden hırkalarını çekirdeklerini hazırladığı, filmi heyecanla merakla beklediği birbirlerine anlattıkları anlar var. 

Sonrasında ailecek filme girdikten sonra insanların kendilerini filmlerdeki kötü adam ve kadınların yaptıklarına kaptırıp herkesin ortasında karaktere bağırıp çağırmaları, ya da en acıklı sahnelerde sanki başrol oyuncusuyla aynı şeyi yaşıyormuşçasına feryat figan ağlama sesleri var. Dinlerken hem güldük hem hüzünlendik. O kuşağın masumiyeti, dürüstlüğü, yer yer muzipliği beni çok hüzünlendirdi açıkçası.  Annemle babam o zamanları anlatırken gözlerinin içi parlar,  her defasında da yaşıyormuşçasına bir kahkaha tufanı kaplar bizim salonu. Ben de dinlerken sanki o an oradaymış gibi bende aynı şeyleri yaşamış gibi gülüp mutlu olurum. Düşününce ne kadar güzel ilişkiler içinde büyümüşler ne kadar şanslı bir nesilmiş diye de kıskanırım açıkçası.
Bugüne döndüğümüzde ise evet; sinemayı çok özledim. Eşim ve oğlumla birlikte sinemaya gitmeyi, film için bilet sırasında beklemeyi, o esnada eşimi kızdıran şakalar yapmayı, bilet aldıktan sonra oğlumu filme kadar gezdirmeyi, oyuncaklara bindirmeyi, kahve molalarımızı, patlamış mısırı ve daha birçok paylaştığımız güzel şeyi özledim. Şimdi bizler bambaşka bir zamanı bambaşka insanlarla yaşıyoruz. Belki o zamanın insanları da bizim şimdi yaşadığımız zamanı yaşayamazlardı kim bilir. Her yazlık sinema sohbetinde sanki bir masal diyarına gidiyormuş gibi hissediyorum. Eşimle bunun sohbetini de yapıyoruz ara sıra. O da o eski kuşağa özenip imrendiğini söyledi.  İmkân meselesi bir yana insanların kalpten yaşadığı samimiyet duygusunun insanlığın gerçekten zirvede olduğu zamanlarmış.  Ben kendi adıma yine de şanslı olduğumuzu düşünüyorum.  O yılları küçük de olsak hayal meyal hatırlıyoruz ve büyüklerimizden bunu dinleyebiliyoruz. 
Zaman bizleri, çocuklarımız nereye götürür neler gösterir bilemiyorum. Ancak bu anıları bizden sonraki kuşaklara da aktarmalı ve onların ne kadar şanslı ve farklı bireyler olduğunu, ellerindeki imkânların kıymetini bilmeleri gerektiğini ve en önemlisi işin sanat kısmı bir yana kalpten hisseden ve yaşayan insanlar olmaları gerektiğini onlara öğretmemiz gerektiğine inanıyorum. 
Sanatla kalın. Sevgiyle kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI