GÖZLERİM DOLU DOLU İZLEDİM - Ata Ivak

21 Kasım 2020 Cumartesi

Geçtiğimiz günlerde bir video izledim. İzlerken yaşlar birden istemsiz, gözlerimden dökülmeye başladı. Videoda altmış yaşlarında bir kadına Tchaikovsky ‘nin ünlü eseri Swan Lake isimli müziği dinletiyorlar ve o kadın ellerini kaldırıp yıllar önce gençliğinde sergilediği koreografi hareketlerini yapıyordu. Peki, kimdi bu kadın. ? Evet, bu kadın 1960’lı yıllarda sahnelenen ünlü eserlerde dans eden baş dansçı, balerin Martha Gonzalesdi. Fiziki zorluklar yaşayan ve Alzheimer hastalığıyla baş eden bir zamanların ünlü baş dansçısından bahsetme sebebim hastalığı değil kesinlikle. Yanlış anlaşılmasın. Hastalığına rağmen bir kadının mesleğine olan tutkusu aşkı… Ve sanki ilk zamanlarda sahneye çıkmışçasına sergilediği o ellerindeki gözlerindeki tavır… Bunlar gerçekten beni çok etkiledi.  Bu video çıkar çıkmaz sosyal medyada adeta bir bomba bir etkisi yarattı.  Benim gibi etkilenen sanat aşığı birçok insan olmuştur eminim. Çünkü çok özel görüntülerdi. Eğer izlemediyseniz,  sizlerde bu videoyu açın ve izleyin.

Video yayınlandıktan sonra birçok gazete de haber olarak da manşetlere girdi. Başlıklar da oldukça çarpıcıydı ‘Hasta da olsa Diva’ gibi.. O an müthiş bir an gerçekten: Martha Gonzalese, yıllarca dans ettiği büyük eserlerden birinin bestesi dinletiliyor. İlk etapta acaba besteyi duyabilecek mi diye düşünüyor dinleten kişi. Bir anda Gonzalesin gözleri açılıveriyor ve sanki o anlarda sahnede ve o gösterideymişçesine oturduğu yerden hareketleri yapmaya çalışıyor ve yapıyor. Hastalığı nedeniyle bilincinin çoğu zaman yerinde olmadığı bilinen ünlü balerin tüm dünyaya işte sanatın iyileştirici gücü dedirtiyor adeta… Tekerlekli sandalyesinde sergilediği figürleri ömrüm oldukça unutmayacağım.

Aslında bunu sizlere anlatmamdaki asıl amaç müziğinde dans kadar insanların hayatındaki etkisini vurgulamak. O insanların hayatında saklı öyle bir büyük ki, bir anda karşınıza çıkan bir parça sizi on beş yaşınızdaki okul sıralarınıza, ya da çocukken sokakta simit paylaştığınız bir arkadaşınızın yanına pat diye götürebiliyor. Ani den yapıyor bunu. Tokat gibi!...

Uzmanların da dediğine göre zaten müzik beynimizin o kadar farklı bölgelerinde algılanıyor ki, hafıza kaybı ya da beyinde bir hasar olduğu durumlarda dahi kendine yer buluyor ve tamamen yok olmuyor. Müzik hayatımızda hep kalıcı oluyor ve yaşadığımız olaylarla aramızdaki bağı sıkı sıkı tutuyor. İleri yaşlarda görülen hafıza kayıplarının onarılmasında müziğin en sık başvurulan terapi ve tedavi yöntemi olmasının nedeni bu. Bu yüzden daha anne karnındayken bile bebeğinize müzik dinletin diyorlar. O melodileri duysun o minicik kulakları.

Sanat hayatın eğlenceli rengi olmaktan ziyade iyileştirici kollarını da oluşturuyor görüyorsunuz ki… Daha evvel sosyal sorumluluk projelerinden, engelli insanların danslarından, yaptıkları gösterilerden hep sizlere bahsetmiştim. Zor olan, akıl almaz olan durumların sanat sayesinde ne kadar mucizeler gösterdiğine şahit oldum. Ama hiçbir şey beni bu kadar duygulandırmamıştı. Bu sanatın fiziksel olduğu kadar ruhen de yapıldığının en önemli kanıtı. O yüzden ne demiş Atamız ‘Efendiler hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız…’ Çocuklarınızı ve gelecek yeni nesli sanatla büyütün. Dansla kalın. Haftaya görüşmek üzere…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI