Ben bir belediye başkanı olsam… - BURHAN EPTEMLİ

13 Ocak 2021 Çarşamba

Evet ucu çok açık bir cümle ile başladım değil mi? Çünkü, artık belediyecilik ve başkanlık denildiği zaman sonsuzluk içeren ve yazmak ile bitmeyecek işler yazılabilir. Kendimi örnek vermek istiyorum. Yani ben başkan olsam neler yapardım.
Öncelikle iktidar partisinin sloganı gönül belediyeciliği,
Muhalefetin deva belediyeciliği sloganları ile başlayan, 
Sıradanlıktan çıkıp şehirleri baştan düzenleyen hayran bırakan projeler var karşımızda. 
Ben olsam ilk önce, başkan olduğum şehri tüm detayı ile öğrenmeye çalışırdım. Sokak sokak cadde cadde…
Hele birde ilçe de isem zaten seçmenlerimi isim ile tanırdım… Halkın içinde olurdum. Makam aracı ile gezmez yürüyerek giderdim çoğu yere en azından gidebileceğim yerlere. Herkese selam verirdim. Sabah kahvaltımı aldığım simitler ile esnaf ile birlikte yapardım. Bir an önce makama gitmeye çalışmaz, halkın içinde hep bir gözlem içinde olurdum. Benden ne istiyorlar diye.  Sadece adayı olduğum seçildiğim partilileri değil muhalefet olanları daha çok ziyaret ederdim. Onların isteklerini dinler yapılabilecek olan şeyler var ise parti gözetmeden hemen yapardım. Şehrimin neleri meşhur ise onlar ile ilgili daha çok tanıtmak adına ne varsa, o minvalde çalışmalar yapardım mesela. Dünyanın en güzel ve en karşılıksız sevgisini veren çocuklarımıza daha çok zaman ayırırdım. Hatta haftanın bir gününü belli bir saatlerini onlarla birlikte aktivite yaparak geçirirdim.
Geleceğimiz gençlerimiz onlar için özel programlar yapar, bir günümü de onlar için ayırırdım. Hafta sonları halı saha maçları da fena olmaz hani. Sonunda baklavasına olursa bir de. Ama yensekte yenilsekte baklavayı ben alırdım. Sonuçta dostluk kazanırdı.
Kitap okuma alışkanlığımız ne yazık ki ülkemizde çok fazla değil. Hiç kitap okumayan bir nesil yetişiyor aslında. Evet bir sürü açılan devasa kütüphanelerde var. Bende şehrimde açılan yoksa açacağım bir kütüphanede kitap okuma saati diye bir proje yapar, kitaplarımızı okur sonra fikir alışverişi yapardım. Güzel bir çay sohbeti eşliğinde.
Belediyemin içine girildiği andan itibaren personelim halkımı, sanki evlerine misafir gelmiş gibi karşılaması sağlar, neredeyse işi yönlendirmesi yapar gerekirse onunla beraber işini takip eder çözüp memnun şekilde çayını kahvesini içmiş bir şekilde evinden uğurlar gibi uğurlamasını isterdim. 
Eğer işin çözümü bizde değil ise, bilgisini verir sonrasında takibini yapmasını sağlardım.
Kadınlarımız başımızın taçları. Onlar içinde sadece onlara ait kafeler, kurslar, eğitim programları yapardım. Öğrenmenin ve bilginin sonu yok. Çat kapı ziyaretler. En güzeli değil mi? Zil çalıyor, kapıyı açıyorsunuz karşınızda belediye başkanı ve size diyor bir çay içmeye geldim. Gerçekten habersizce ama. Müsaade edilirse kendi evimdeki gibi oturur başlardım sohbete. Hele birde sobalı bir eve denk geldiysem, değmeyin keyfime.
Ben Başkanım… Evet bir sürü işim var. Ama ben olmasam da bunları takip edecek personelimin rahatlığı olurdu bende.  Çünkü bilirdim ki benim personelim orada beni aratmaz. 
Personel demişken onların istek, talep ve memnuniyetleri de benim için önemli olurdu. Önerilerini dinler beraber ortak aklı projeler üretir halkımın hizmetine sunardım. Hayalsiz insan olmaz. Ben başkan olsam şehrim için olan ve olması gereken hayallerimi şehrime tek tek yapardım.
Sıradan standart belediyecilik değil.  Sıra dışı ama halk temalı ve öncelikli işler projeler önceliğim olurdu. Ulaşılmazlık bitmeyen toplantılar değil, bir telefon ucu bir yol kenarı bulanabilecek hizmetlerimi partime değil öncelik vatandaşıma yapmalıyım zihniyeti taşırdım. 
Çünkü;
Halk artık ulaşılmayan başkanlardan bıktı. İşe yaramayacak onun için gerekli olmayan iş görmez projelerden bıktı. Evet belediyecilik başka bir boyut kazandı artık ama ben bunu halk ile hareket edip onlar ile iç içe olup sade yalın bir şekilde yapardım.
Seçim zamanı nasıl sahada isem seçildikten sonra daha çok sahada olurdum.  Vaatler yerine gerçekten ne eksik ve yapılması öncelikli ne ise onları yapardım. Yazmak ile bitecek şeyler değil bunlar ama ana temalar bunlar olmalı aslında.  Ve en önemlisi en gereklisi ilk hizmet halkın içinde olmaktan halka dokunmaktan geçiyor. Büyük belediye binalarının içinde değil; halkın içinde olmak. Sorunları kendi gözlümle görmek dinlemek en doğrusu değil mi?  Tabi ki hepimiz insanız her yere ve her şeye yetişme şansım yok. Ama yetişmeye çalışırdım elimden geldiğince.  Çünkü bizler karşımızda bizi dinleyen, sırtımızı sıvazlayan birilerini gördüğümüz zaman inanın hiçbir şey yapılmasa da onun dinlemiş olman bile dünyalara bedel. Bekle o günler gelecek Adana’m. Elbet on altı belediye başkanından biri böyle çıkacak.  Kısacası ben başkan olsam; Önceliğim şehrim ve içinde ki halkım olurdu!  
SEN OLMADAN BEN OLMAM DA SLOGANIM…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI