Aldatılmışlıklar - FIRAT UZER

22 Şubat 2020 Cumartesi

Ağlayarak dünyaya geldiğimiz bir dünya acaba yaşayacaklarımızın işareti diye düşündük mü hiç? Oysa o anlar bizim hatırlayamadığımız sadece ve sadece günümüz dünyasında kayıt cihazları sayesinde sonradan seyredebildiğimiz, ama yalnızca ve yalnızca bir bebeğin güzelliği.

Video olarak dahi seyrettiğimizde aslında o hıçkırıklarla ağlamayı gözden kaçırdığımızı ve düşünmediğimizi, aslında hayatın ilerleyen evrelerinde anlayabiliyoruz. Düşündüğümüzde acaba bizler dünyaya bir aldatılmışlıkla mı geliyoruz? Son zamanlarda en fazla kafamı kurcalayan konu haline geldi aldatılmışlıklar.

Oysa gerçekten güven içerisinde olmamız gereken bu yaşamda bizler bu gerçeklikle yaşamaktansa artarak devam eden aldatılmışlıklar üzerine ilerlemeye başladığımız bir dünya yarattık. Ve yarattığımız dünyadaki aldatılmışlıkların asıl gerçekler olduğu yanılgısına bizler de inanmaya başladık.

Şimdi içinize derin bir nefes çekin ama bu nefes her zaman aldığınız nefeslerden farklı olsun. Diyaframınızda sonuna kadar hissedin ve hayatınızda karşılaşmış olduğunuz aldatılmışlıklarınızı düşünmeye başlayın. Ben şu anda uyguluyorum ve aman tanrımla karşılaşıyorum. Ne kadar çok aldatılmışlıklarım varmış meğerse.

Peki, bu aldatılmışlar ne kadar zarar vermiş bana, kimler tarafından aldatılmışım. Yoksa tüm aldatılmışlıkları bir çırpıda unutmuş muyum veya unutmuş muyuz? Unutulanlardan dersler çıkararak yaşama devam ederek bir hayat mı yaşadık yoksa halen o unuttuğunu düşündüğümüz aldatılmışlıklara devam mı ediyoruz. Eğer halen yaşadıklarımızdan bir ders çıkarmadan bizim kişiliğimiz bu deyip bir hayat tarzı geliştirmişsek vay halimize.

Aldatılmışlıklara en çok biz mi neden oluyoruz yoksa çevremizdeki insanların mı aldatılışlarına maruz kalıyoruz. Hepimizin şikâyet ettiği bir konuysa ve bunu yaşamın bir parçası haline getirmişsek ne kadar şikâyet etmeye hakkımız var sizce. Belki her gün birkaç kez aldatılmışlıklarla birlikte yaşayıp insanoğlunun uzaklaştığı güvensizliği görmeye devem ediyoruz.

Oysa güvenmek insan yaşamanın en değerli parametresi değil mi? Eğer güvenden vazgeçmişsek aldatılmışlıklardan da şikâyet etmemek gerektiğini ne zaman anlamaya başlayacağız.
Ya da artık normalleştirdiğimiz bir dünya da hep aldatılmışlıklara maruz kalmaya devam edip hem aldatan hem de aldatılan olmaya devam mı edeceğiz. Hepimizin çok bildiğini düşündüğümüz bu dünya da acaba bilmediğimizi fark edip daha az aldatılmışlıklarla dolu bir dünya yaratmak için mücadeleye başlamamız gerektiğini kavrayabilecek miyiz?

Nefes alırken akışına kaptırdığımız dünya her alanda bize aldatılmışlıklar sunuyor. Bazen bir ilişkide, bazen bir ailede, bazen iş hayatında, bazen bir arkadaşında bu aldatılmışlık duygusunu yaşıyorsun.

Ve bu duygu sonrası ilerlediğinde insanın gözyaşlarına boğulmasına neden oluyor. Kendimizi belki bu yaşanan aldatılmışlık karşısında bir süre sonra gözyaşları duran olarak görüyoruz ama aldatılmışlıklar içerisinde yeni hıçkırıklara hazır olarak yaşıyoruz. Sonuç mu işte başladığımız yerdeyiz doğduğumuzda herkesin gülücükler dağıttığı bir anda biz hıçkırıklarla ağlayan o anımıza tekrardan geri dönüyoruz. Tekrarlardan yorulmadan. İş te zaten işaret değil miymiş o hıçkırıklarla aldatılmışlığa giden gözyaşları…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI