Sözüm de, sevdam da yarıda kaldı..! (3) - Kenan DOĞAN

5 Ekim 2019 Cumartesi

Günler günleri kovalamış, beklediği günleri eşikten bir adım öteye kadar gelmişti. Gözleri ve ruhu özlemini duyduğu, beklentiye girdiği noktaya ulaşmış, gitmeden kafasında oralarda düzenini bile var etmişti. Söylenenleri dinlemiyor, duymuş gibi yaparak geçiştirmeyi seçmişti.

Her şeyin önemsizlikle bağdaştığı bu yolda, kendinin var edeceği düzenin içsel yolculuğunda ki sözlerse çok kıymetliydi. Ona göre hep öyleydi. Yalanlarına bir kılıf, hatalarına bir örtüydü. Gerisi hikaye denebilecek, söylenmesi ile söylenmemesi arasında fark olmayacak sözlerdi. Kim ne derse desin, kafasını sallayarak takmadığını da belli ederdi. İyiden iyiye gitmeye güdümlü bir makineye dönüşmüş, dipsiz bir çukur misali sabit bakışların içine girmişti. Kendini var edip her anlamda yinileyeceğini düşünürken; şimdiden bitişini, yıllardır elini eteğini çektiği aynaya baksa görebilirdi. 

Dili yoktu belki ama aynalar yalan söylemezdi. Gerçek neyse onu gösterirdi. Gözlerinin altının morarmasına, zihnini kemiren geçmişin yalanları ve netleştirdiğini söylesede bir yere oturtamadığı gitmelerinin dengesizliği sebepti. Uykusuz gecelerinin sebebi bunlardı ve bunların neden olduğu tedaviye muhtaç bir ruh haliydi. Farkında olmayıp başka sebeplere bağlasa da,  ruhunun dar bir alana sıkışıp nefessiz kalarak çırpınışları çok belliydi. Sıcaklık arttıkça kendi kendine dokunulmadan eriyip biten bir buz parçası gibiydi. Artık ona kimse yardım edemezdi. O tekti ve yalnız bir yaşamın serüveninin mutluluğuna, sorumluluklarından kaçarak erişebilecekti. Kendi kendine söylenmeleri artık dışarıdan duyulabilir hale gelmişti. Sigarayı artık içmiyor, resmen yiyiyordu. 
Kendini sıyırıp dışa aldığı sıradan bir yaşam bütününün küçük bir parçası olan bu adam, ince uzun elleri ve terlemiş bedeniyle, son mesaisini kafasında makineler başında belirlemişti. Dilekçesini verip, haftaya sessiz sedasız her şeyden elini eteğini çekecekti. Yanına bir şey alarak millete gittiğini belli etmeyecekti. Sürekli kurguladığı ve zavallı zihnini ele geçiren düşüncelerden yorulmuş, zaman zaman elinin ayağının titrediğini hissetmişti.

Düşünceleri ona, gitmezse biteceğini söyleme cüretine dahi girmişti. Kendi kendini idare kabiliyeti tükenmiş, artık kafasında yer eden saçmalıkların esiriydi. Son günlerde fabrikada da arkadaşlarıyla konuşmaz, selam vermez duruma gelmişti. Etrafındakiler hal hatır sorma bahanesiyle öğrenmek isteseler de, kontrolüne girdiği saçma düşüncelerin alanından, durumu geçiştirmeye yönelik hamleler ardı ardına gelirdi. Arkadaşları değiştiğinin farkında fakat ne olduğunu kestirememişlerdi. 
Gün yüzü görme niyetiyle mücadele verip, eşit bir hayatı kavramaya çalışırken kesintisiz kırılan, dökülen, param parça edilen kocaman bir yürekle Ali’ydi. Gerçeğin demine erişme gayretinde emekçi, Hak gözeten, Hak’tan yana bir Veli’ydi. Hayata bu şekilde ve iyi niyetle girmişti. Niyet ettikleri, düşledikleri yaşadıklarına eş gelmemişti. Hüsrana uğrayan hücreleri yalan üretmeyi, insanlardan kaçmayı seçmişti. Biyolojik olarak varlığını sürdüren bedeni, artık kendini taşıyamaz haldeydi. Kendi kendine; tüm bu durumların ve desteğe ihtiyaç duyan ruhunun da, gitmeyle düzeleceğini söylerdi. Kesinkes yanılıyordu ama yanılgılarının anlaşılması şu durumda ondan beklenemezdi. 

Mesaiden çıktı ve arada uğradığı kahvehanede kendisine bir çay söyledi. Saman bir kağıda dilekçe yazarak emekliliğini istediğini belirtti. Onca yılın emeğinin bir kağıt üzerinde iki cümle ile bitişini ağlayarak uzun uzun izledi. Üzüldü ve bunu da açıkça etrafına belli etti. Pos bıyıklı, tok sesli kahveci ocağın oradan gözlerinde ki yaşı fark etmişti. Yanına gelip yanaştı, neyin var dedi. Yüzünü kahveciye döndü… Etrafımdakilere göre her şeyim ama gerçekte hiçbir şeyim.. diyerek gözlerini sildi. Kahveci sırtını sıvazladı ve bir sigara yakıp verdi. Sessizlik masaya, hüzünse yüreğinin en derin noktasına çökmüştü. Bu pişmanlık gibi gelebilir diye, zihninden gitmesinin doğru olduğuna yönelik cümleler diline yöneltildi. 
Artık gitmesi gerekti, yoksa her an bir şeyler değişebilirdi. Karışık duygular içinde çayını yudumlayıp ağır ağır içti. Kağıdı katlayıp gömleğinin cebine koydu. Sigarası bitince gidecek ve kalmaya yönelik düşüncelere dönmeyecekti. Masadan kalktı ve gitti… 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI