HAMİLE KALAMAMA (INFERTILITE) PSİKOLOJİSİ - Klinik Psk. Aygül Kılıç

15 Kasım 2019 Cuma

Ruh ve beden birbirinden ayrılamaz insanın varoluşunu meydana getiren 2 faktörüdür. Fizyolojik hastalıkların, problemlerin nasıl ruh halimizi yakından etkilediğini düşünüyorsak, Psikolojik bir rahatsızlıkta şüphesiz bedenisiniz etkiler. Örnek veriyorum üşüttüğünüzde, grip olduğunuz da dahi ruh halinizde çöküntüler yaşayabilirsiniz. Mutsuz, huzursuz, hiçbir şeyden zevk almayan bir an önce hastalığınızın geçmesi için sabırsız ve tahammülsüz tavırlar sergileyebilirsiniz. Bu bize çok açık bir şekilde Beden ve Ruhun birbirini etkilediğini gösteriyor o halde bunu dengede tutmak bizim elimizde olduğu için bir tarafta sorun var ise diğer taraftan kendimizi güçlendirip rahatsızlıkları bir an önce yenmeliyiz. Bedenen bir hastalığınız var ise psikolojik olarak kendinizi motive edip iyi olacağım düşüncesiyle ya da psikolojik bir rahatsızlığınız varsa beslenmenizi dopamin, seratonin seviyenizi yükseltici gıdalar tüketerek arttırabilirsiniz.

Gelelim birçok çiftin karşılaştığı Fizyolojik tüm testlerin tetkiklerin yapıldığında olumsuz hiçbir sonuç almamalarına yani hiçbir sorun olmamasına rağmen gebeliğin gerçekleşmemesine... Bir çift danışanım 2 yıldır evli olduklarını, hiçbir akrabalık yakınlıkları olmadığını, tüm tetkikleri yaptırdıklarını jinekoloğun sizlerde hiçbir sorun yok, erkeğinde kadınında hamileliğin gerçekleşmemesi için bir sorununun olmadığını bu durumun psikolojik olabileceğini düşünerek bana yönlendirdiklerini söyleyerek geldiler. Yaşam öykülerini aldığımda özellikle kadının tek odak noktası bebek!

Yemek yerken, uyurken, TV izlerken, sohbet ederken kocasıyla konuştuğu tek şey hamile kalabilmek. Tüm araştırmaları bunun üzerine ve eşiyle bu durumu o kadar çok konuşuyor ki kocasına tamamen bu kaygıyı yüklemiş. Cinsel ilişkiye girmeden önce bu sefer olacak mı? Hamile kalacak mıyım? Diye sorular soruyor ve buda kocasında artık cinsel isteksizliklere yol açmaya başlamış. Bu kaygılarla birliktelik yaşadıkları için kadındaki yumurtlama olgusu ve erkekteki sperm hücreleri yakından etkileniyor. Bu korku ve kaygı gebeliğin oluşmasını etkileyecek şüphesiz ki en büyük problem. Aşılama ya da tüp bebek yöntemi ile hamile kalınsa dahi bu stres ve kaygı ile birlikte düşme ya da zarar görme riski normal gebelere göre daha yüksek olacaktır. Burada çiftlerin yakınları da çiftleri etkilemektedir. Sürekli hamile misin gibi sorular, ailelerin çocuk istemesi, eşlerin hamile yakınları ya da bebeği olan yakınları ile vakit geçirmesi, eşlerden birinin diğerine göre çocuk istememesi, yaşın geçmesi birçok faktörde bu durumu etkileyeceği için bu dönemde bu sorunu yaşayan çiftlerin mutlaka psikolojik destek alması gerekmektedir. Psikolojik destek almış olanda kişilerde hamile kalma oranı daha yüksek olmakla birlikte 1. Çocuktan sonra kaygıları ortadan kalktığı için 2. Gebeliğin rahatlıkla gerçekleşeceği de karşılaştığımız durumlardan bir tanesidir. Sizler ya da çevrenizde bu sorunu yaşayan kişiler var ise mutlaka uzmana başvurmaları için teşviklerde bulunun...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.