SOKAK SAHNESİ - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

14 Ekim 2020 Çarşamba

“Ben en çok bazen çöpte bulduğum oyuncakları küçük kardeşime götürdüğümde mutlu oluyorum.” 12 yaşındaki katı atık toplayıcısı. Ekonomi politikaları ve yeniden iskân politikalarının bir sonucu olarak mülksüzleştirilen, geçim araçlarından koparılan ve hayatta kalabilmelerinin en temel araçları metalaştırılmış bulunan bu insanlar, zaten yoksul olan hayatlarından alınıp yeni liberal politikalarla dejenere edilmiş bir kent piyasasına, sefaletin içerisine, kentlerin yeni proleterleri olarak sürülmüşlerdir…

İşte sokakta kalan, sefalet içinde yaşayan, evine ekmek götürmek sabahlayan, sofrasında sadece ekmeği için mücadele edenlerin hikâyesi de bu noktadan sonra başlamaktadır. Gündelik yaşam artık nakit paraya bağlı hale geldiğinden bu yeni süreçte hayatta kalabilmek için hane üyeleri akıl almaz çarelere sığınmak zorunda kalmıştır. Çarelerden en akıl almaz olanı da hane üyesi çocuğun, annenin ya da babanın gelir getiren bir işte yani sokakta çalıştırılmasıdır...Film repliği değil bu, fakat hayatın kısa olmayan uzun filminin en üzücü sahnesi bu olsa gerek. Algının güzelce sahiplenilip her şeyin ütopik gösterildiği sahnede gerçeklerin acı sonucunu sokağa çıkınca görebilirsiniz.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI