ADANA’YA DAİR… - Muzaffer KOLİK

27 Ocak 2020 Pazartesi

İçtenlikli davranmak, sıcak ilişkiler kurabilmek, candan verebilmek, ağız dolusu gülebilmek, çevreye karşı ilgili olmak(tabi bazen, bunun rahatsız edici düzeylere varması işin bir başka yönü), Adanalı’nın karakteristik özelliklerindendir. Haksızlığa tahammülleri az, tepkileri de çok serttir.

 Usta şair Ahmet Arif’in  “Ünlü mahpushanelerinde Anadolu’mun, en çok Çukurovalılar mahpustur” dizelerini yazması boşuna değildir. Külhanbey, kavgacı yapıları çocukluktan başlar. Bu küçük bıçkın delikanlılar, haklarını yedirmemek için  “kafa göz yardırır, yarar; kaş, göz, dudak patlatır!..”  Bacak kadar boylarıyla “Allah’ına kadar” delikanlıdırlar. Ayrıca bu delikanlılar, “ölümüne” kavgalara girmekten çekinmezler.

Delikanlılığa ilk adım attıklarında hemen büyük siyasetçi olur; ya hızlı solcu olur ya da bıçkın ülkücü olurlar. Allah’ına kadar bağlıdırlar davalarına… İcap ederse kanlarının son damlasına kadar dövüşürler. Arabesk kültürle yetişen hızlı solcular, aşklarını-dostluklarını-yoksulluk ve sahipsizliklerini Ahmet Kaya ile dillendirirdi. Ülkücü gençler biraz üstü kapalı olarak, “Komünist” Ahmet’e sempatilerini türkülerini sessizce mırıldanarak, ıslıklarına melodi yaparak gösterirdi.

Müslüm Baba’yla efkârlanırlar, onun sesi yüreklerinin sesi olurdu. Hürriyet mahalleli, Havuzlubahçeli Akkapılı, Sinanpaşalı, Sarıçamlı ya da Baraj yolundan olmak bu gerçeği değiştirmezdi. Sevdikleri kızlar hep kavuşulmazdır. Bir kaç söz dahi edemezler, ancak uzaktan uzağa “kesişir” ler.

Onlar (şehrin zengin semtleri olan) Gazipaşa, Ziyapaşa, Sular, Reşatbey’in çocukları gibi Mavi Köşe pastanesinde buluşamazlardı. Sosyal ve ekonomik kaderleri buna engeldi. Sevdiğiyle kaçamak ve kısacık buluşarak; Ya Atatürk parkında ya da Baraj çamlığında sevda sürgünlerini yaşamaya çalışırlardı. İşte 1980 ile 1990 yılları arasındaki Adana gençliği’ nin ahvali böyleydi…  Unutanlara hatırlatabilmek umuduyla… Son söz, Yunus Emre atamızdan; ‘’Bu dünyada bir tek şeye… Yanar içim-göynür özüm… Yiğit iken ölenlere… Gök ekini biçer gibi…

Sınır ötesinde, son bağımsız Türk devletinin ‘bekası’ için; Süleyman Şah atamızın muharip ruhuyla cenk eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin(şehit) Arslan yiğitleri, uçmağa varıyorlar… Gök Tanrı onları kutlu kılsın…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI