AŞK’I KİTAPLARDAN ÖĞRENMEK… - Muzaffer KOLİK

12 Ekim 2020 Pazartesi

Aşk’ı kitaplardan öğrenmenin sakıncası var. Eğer aşk bir defa gerçekleşmişse yapılacak en uygun şey kaderi onun eline teslim etmektir. Ancak roman kahramanları ve yaşadıkları aşk, gerçek hayatta yoklar… Kitaplardaki aşklar, ne ışıkta ne de karanlıktadır; sisli ve dumanlı bir ortamda hayat bulur, bir süre görüntü nettir. Sonrası felakettir. Ya evlilik—ya ayrılık… (Masallarda ki kırk katır mı? Kırk satır mı? Yani acı çekmeye hazırlanmak gerek. vs.)

Korkmayın! Kimse aşktan ölmez.( ölüyor gibi yapar)  O dedikleri ancak masallarda olur) Bazen romanlarda ve filmlerde de olabilir. Bu kuramın gerçekleştiği yerkürede görülmemiştir. Hangi “ateş” sonsuza kadar yanmış ki?  Biraz tüter sonra söner… Bazı insanların mizacında aşk yoktur. Su gibi akar sadece. Etkileyici renklere sahip ancak güzel kokusu olmayan kır çiçekleri gibidir, bazıları… Aşık olduklarını zanneden insanları güneşe doğru üst üste getirip tuttuğunuzda yazılanların – çizgilere tam oturmadığı hemen görülür. Çizgilere yazıları ne kadar çok denk getirenler olursa işte onlar diğer insanlardan daha çok mutlu yıllar yaşayanlardır. Önemli bir hayat sorusu:  Acaba kadınlar bizzat aşkın kendisiyle yetinirken; Erkekler aşkı, görevlerinin ve hayatlarının yanı sıra mı yaşamak isterler?     (Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe/ yüzümüz çiçek açarken, yüreğimizin dalları yaprak döküyor) Bu yaman çelişkiyi çözemezler ki  Aşıklar …


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI