Ruhsat süreçlerinde yaşanan aksaklıkların, yüksek finansman maliyetlerinin, inşaat malzemelerindeki fiyat artışlarının ve nitelikli iş gücü eksikliğinin sektörü olumsuz etkilediğine dikkat çeken AYAMDER Başkanı Tamer Gülcan, çözüm için kamu kurumları ile sektör temsilcilerinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

İnşaat sektöründe yaşanan ruhsat sorunlarının artık kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ele alınması gerektiğini vurgulayan Gülcan, ‘‘Yapı ruhsatı süreçlerinde yaşanan gecikmeler, yalnızca müteahhitleri değil, konut üretimini, istihdamı, yatırım ortamını ve vatandaşların konuta erişimini de doğrudan etkiliyor. Bir projenin hayata geçirilmesi için gerekli olan süreçlerin uzaması, maliyetlerin artmasına ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden oluyor’’ dedi.

Bu sorunun çözümü için öncelikle ruhsat süreçlerinde karşılaşılan bürokratik engellerin tespit edilmesi, kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve uygulamalarda birlik sağlanması gerektiğini ifade eden Başkan Gülcan, ‘‘Bu noktada mevzuatın açık, anlaşılır ve öngörülebilir olması; başvuruların belirli süreler içerisinde sonuçlandırılması büyük önem taşıyor’’ diye konuştu.

Kızılay Haftası’nda İyilik Seferberliği: “Bu Hilal İyiliğe Çıkar”
Kızılay Haftası’nda İyilik Seferberliği: “Bu Hilal İyiliğe Çıkar”
İçeriği Görüntüle

Sorunun tarafların birbirini suçladığı bir noktadan çıkarılarak çözüm odaklı bir zemine taşınması gerektiğini kaydeden Gülcan, ‘’Yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları ve sektör temsilcileri bir araya gelerek somut bir yol haritası oluşturmalıdır. İnşaat sektörü bekledikçe maliyetler artıyor, yatırımlar gecikiyor ve ekonomik kayıplar büyüyor. Bu nedenle ruhsat sorununun daha fazla zaman kaybedilmeden çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz’’ ifadesine yer verdi.

Adana’nın deprem riski bulunan bir bölgede yer aldığını, bu nedenle güvenli, sağlıklı ve güncel yapı standartlarına uygun konutların üretilmesinin yalnızca ekonomik değil toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan AYAMDER Başkanı Tamer Gülcan, şöyle konuştu:

‘’Ruhsat süreçlerinde yaşanan aksaklıklar ve konut üretimini yavaşlatan diğer sorunlar, yeni yapı stokunun oluşturulmasını ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanmasını zorlaştırabilir.

Vatandaşlarımızın güvenli konutlara erişebilmesi için planlı yapılaşmanın, nitelikli konut üretiminin ve kentsel dönüşümün önünün açılması gerekiyor. Elbette bu süreçlerde yapı güvenliğinden, mühendislik hizmetlerinden ve teknik standartlardan taviz verilmemelidir. Tam tersine, güvenli yapı üretimini teşvik eden, denetimi güçlendiren ve işlemleri hızlandıran bir sistem kurulmalıdır.

Bu arada ruhsat ve benzeri süreçlerde yaşanan sorunların yalnızca Adana’ya özgü olduğunu söylemek doğru olmaz. Farklı şehirlerde de benzer bürokratik, mali ve uygulamaya ilişkin sorunlarla karşılaşılabiliyor. Ancak her kentin koşulları farklıdır. Adana’nın ihtiyaçları da yerel dinamikler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Burada önemli olan, sorunun nerede yaşandığından çok, vatandaşların güvenli konuta erişimini sağlayacak çözümlerin ne kadar hızlı hayata geçirilebildiğidir.’’

‘‘KALİFİYE ELEMAN EKSİKLİĞİ BÜYÜK SORUN”

İnşaat sektörünün önemli sorunlarından biri de kalifiye eleman ihtiyacı olduğunun altını çizen Gülcan, ‘’Bugün yalnızca işçi sayısına değil, mesleki bilgiye, teknik beceriye ve iş güvenliği bilincine sahip çalışanlara ihtiyaç duyuyoruz. Usta, kalıpçı, demirci, tesisatçı ve diğer uzmanlık gerektiren mesleklerde nitelikli çalışanların yetiştirilmesi, sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor’’ dedi.

İnşaat teknolojileri gelişirken kullanılan malzemeler, uygulama yöntemleri ve teknik standartların da değiştiğini kaydeden Gülcan, ‘’Bu değişime ayak uydurabilmek için mesleki eğitim ile sektörün ihtiyaçları arasında daha güçlü bir bağ kurulmalı. Meslek liseleri, mesleki eğitim merkezleri ve sektör temsilcileri birlikte hareket ederek gençleri bu alanlara yönlendirmeli, uygulamalı eğitim imkânlarını artırmalı ve mesleklerin cazibesini yükseltmelidir. Nitelikli iş gücü eksikliği, işlerin zamanında tamamlanmasını zorlaştırabildiği gibi kaliteyi, verimliliği ve iş güvenliğini de etkileyebilir. Bu nedenle mesleki eğitimi yalnızca bir istihdam meselesi olarak değil, güvenli ve kaliteli yapı üretiminin temel unsurlarından biri olarak görmeliyiz’’ diye konuştu.

Sektörün önündeki engellerin bütüncül bir yaklaşımla kaldırılması gerektiğini vurgulayan Gülcan, şu ifadelere yer verdi:

‘’İnşaat sektörü, çok sayıda alt sektörü besleyen, istihdam oluşturan ve ekonomik hareketliliğe katkı sağlayan stratejik bir alandır. Ancak bugün ruhsat süreçlerinden finansmana, arsa ve planlama sorunlarından artan girdi maliyetlerine, nitelikli iş gücünden konut talebindeki daralmaya kadar pek çok başlık sektörün hareket alanını sınırlıyor.

Öncelikle ruhsat ve izin süreçleri daha hızlı, şeffaf ve öngörülebilir hale getirilmeli. Finansmana erişim kolaylaştırılmalı, uzun vadeli ve sürdürülebilir finansman modelleri geliştirilmelidir. Kentsel dönüşüm projelerinin uygulanabilirliğini artıracak mekanizmalar oluşturulmalı; vatandaşın, müteahhidin ve finans kuruluşlarının birlikte hareket edebileceği dengeli modeller üzerinde çalışılmalıdır.

Bunun yanında yapı denetimi, iş güvenliği ve kalite standartlarının etkin biçimde uygulanması sağlanırken, mevzuatın uygulamasında yaşanan belirsizlikler de giderilmelidir. Sektörün önünü görebilmesi için istikrarlı bir ekonomik ortam ve uzun vadeli planlama büyük önem taşıyor.

Bizler sektör temsilcileri olarak sorunları dile getirmenin yanı sıra çözüm önerileri geliştirmeye de hazırız. Kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları ve sektör temsilcileri arasında kurulacak güçlü bir iş birliğiyle bu sorunların önemli bir bölümünün aşılabileceğine inanıyoruz.’’

Yüksek faiz oranlarının inşaat sektörünün en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğinin altını çizen Gülcan, ‘’ İnşaat projeleri yüksek sermaye gerektiren ve uzun vadede sonuç veren yatırımlardır. Finansman maliyetlerinin yükselmesi, müteahhitlerin yeni projelere başlama kararlarını zorlaştırırken mevcut projelerin maliyetlerini ve nakit akışını da olumsuz etkileyebiliyor’’ dedi.

Yüksek konut kredisi faizlerinin vatandaşların ev sahibi olmasını güçleştirdiğini söyleyen Gülcan, şunları kaydetti:

‘’ Konut almak isteyen vatandaşlarımızın krediye erişiminin zorlaşması, talebin ertelenmesine neden olabiliyor. Böylece bir tarafta konut üretiminin finansmanı zorlaşırken diğer tarafta üretilen konutlara erişim güçleşiyor. Bu durum, sektörün tüm halkalarını etkileyen bir tablo ortaya çıkarıyor.

Burada önemli olan, ekonomik dengeleri gözeten ve enflasyonla mücadeleyi destekleyen bir yaklaşım çerçevesinde finansman koşullarının zaman içerisinde iyileştirilmesidir. Özellikle ilk kez konut sahibi olacak vatandaşlara yönelik, sürdürülebilir ve erişilebilir finansman modellerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Üreticinin de uzun vadeli ve öngörülebilir koşullarda finansmana ulaşabilmesi gerekiyor.

Konut, yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda temel bir ihtiyaçtır. Bu nedenle hem konut üretimini sürdürebilecek hem de vatandaşın ev sahibi olmasını kolaylaştırabilecek dengeli politikaların hayata geçirilmesini bekliyoruz.’’

‘’MALİYET ARTIŞLARI KONUT FİYATINA YANSIYOR”

İnşaat malzemelerindeki fiyat artışları, sektörün maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Gülcan, şöyle devam etti:

‘’Demir, çimento, beton, yalıtım malzemeleri, tesisat ürünleri ve diğer temel girdilerde yaşanan fiyat hareketleri, projelerin toplam maliyetinde önemli değişikliklere yol açabiliyor. Buna işçilik, enerji, nakliye, arsa ve finansman giderleri de eklendiğinde, konut üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğini sağlamak daha da zorlaşıyor.

Özellikle uzun süreye yayılan projelerde, başlangıçta yapılan maliyet hesapları ile inşaatın ilerleyen aşamalarındaki gerçek maliyetler arasında ciddi farklar oluşabiliyor. Bu durum müteahhitlerin finansal planlamasını güçleştirirken yeni yatırım kararlarını da olumsuz etkileyebiliyor. Maliyetlerdeki yükselişin konut satış fiyatlarına yansıması ise vatandaşların konuta erişimini daha da zorlaştırabiliyor.

Burada altını çizmek istediğimiz nokta, inşaat maliyetlerinin yalnızca müteahhitleri ilgilendiren bir konu olmadığıdır. Maliyet artışları, konut arzından satış fiyatlarına, istihdamdan ekonomik hareketliliğe kadar geniş bir alanı etkiliyor. Bu nedenle üretim maliyetlerini artıran unsurların yakından takip edilmesi, tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sektörün öngörülebilir koşullarda faaliyet gösterebilmesi gerekiyor.

Amacımız yalnızca daha fazla konut üretmek değil; güvenli, kaliteli ve vatandaşlarımızın ulaşabileceği konutların üretilmesini sağlamaktır. Bunun için finansman maliyetlerinden ruhsat süreçlerine, malzeme fiyatlarından iş gücüne kadar tüm sorunların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.’’

“VAKİT KAYBETMEDEN ORTAK HARAKET ETMELİYİZ”

İnşaat sektörünün sorunları birbirinden bağımsız olmadığını söyleyen AYAMDER Başkanı Tamer Gülcan, sözlerini şöyle tamamladı:

‘Ruhsat süreçlerindeki gecikmeler, yüksek faizler, malzeme maliyetleri ve nitelikli iş gücü eksikliği bir araya geldiğinde hem üretim kapasitesi hem de vatandaşın konuta erişimi etkileniyor. Bu sorunların çözümü, günü kurtaran uygulamalar yerine kalıcı, öngörülebilir ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmesinden geçiyor.

AYAMDER olarak Adana’nın yapılaşma, kentsel dönüşüm ve konut üretimi alanlarında daha güçlü bir noktaya gelmesini istiyoruz. Bunun için ilgili kurumlarla diyalog kurmaya, sektörün sorunlarını somut verilerle ortaya koymaya ve çözüm önerileri geliştirmeye hazırız.

Unutulmamalıdır ki güçlü bir inşaat sektörü; güvenli yapılar, nitelikli istihdam, sürdürülebilir ekonomik faaliyet ve vatandaşların konuta daha kolay erişebilmesi anlamına gelir. Beklentimiz, sektörün önündeki engellerin bir an önce ele alınması ve çözüm sürecinin tüm paydaşların katkısıyla hızlandırılmasıdır.’’

Kaynak: Haber Merkezi