ZAMANI EL AVUÇTA SAKLAYAN VAR MI? - MUSTAFA KEMAL EVREN ÇİĞİL

10 Mayıs 2022 Salı

Havası eskisi gibi değil memleketin. Gönlü bam teli olan büyüklerimiz ölüyorlar. Sahibi oldukları topraklar parça parça olmuş. Bakacak kimse yok ki topraklara yağan sağanak yağmur bile kimsesiz düşüyor ayağa. Hasreti montuna sinen Ahmet gurbet gurbet dolaşıyor. Yanıyor gönlü evlat hasretiyle. Ne yapsa çare olmuyor ocağına. Kolay değil tabakta helal aş. Kolay değil evin içinde aşk.

Alnı Türk olanlar yüzü Asya’dan aynayanlar kayıp ve kalemsiz. Yara yara erimişler. Sinesinde haksızlık, gözlerinde ezelden gelen zulümler. Bu aralar daha bir hasretler uğruna öldükleri memleketlerine. Yabancı zatlar sırtında çantalarla gelmişler yollarına. Adımları büyüyor büyüdükçe. Akıbeti herkes görüyor da sıfatı nedeniyle susuyorlar her kimselere ev sahipleri. Sıfat ki inançtan geliyor dediler, sıfat ki vicdana konuyor dediler. Dediler de anlatacak bundan sonra ne kaldı bilemediler. Gitmeyecekler de soluğu misak-ı milli olanları da sevmeyip sisli sisli gelip tepeleyecekler. Gör!

Nice olanlar niteli seçiyor. Niteller sonra nicelleri üzüyor. İmtihan yapılacakken ayrı gayrı davranılıyor. Gönüllü geçenlere tam not verilirken gönlü kırık olup öteki sırada oturanlara dangalak deniliyor. Eli tutulan belli oluyor da kurtarılması gereken milli hevesler uçuruma itiliyor. Emri vaki kibirler çoğalıyor ya hu bu makam nasıl bir şey ki ferayeyi bile söndürüyor. O nedenle makama gidenlere tavsiyem şu ki insan ölüyor, vatan ölüyor, inanç ölüyor…
Nerede gülümseyen gözler? Kaldı mı Mevlana sevenler? İyiliği gıybet edip kötülüğü bitirenler? Yar deyince suskun, tutkun bekleyenler? Nerede huzur İslam’la diyerek zikredenler? Görmüyorlar mı? Zalimler; aslında imanı bilip de bizi muhabbete götürmeyenler. Doğruyu yanlışa devşirip peygamberi rehberlikten çıkarıp kitabı dergahına göre yorumlayıp değiştirenler...

Sevgiyi içine çekemeyen katiller çoğaldı, ah be güzel kızım neden böyle ipsiz sapsızlara inandın. Oysa yapacak şeyin çok basit ve sıradandı. Misal şiir bilmiyorsa uzak durman lazımdı. Örneğin sana vuruyorsa devlete sığınmandı. Hiç olmadı onurunla kaçıp beladan uzak durmandı. Yüzüne bak, gözlerine... Seven kendini belli eder cümlelerinde, avuç içinde ve terbiyesinde… Kıyma kendine küçük yaşta. Oku! Okuman gerek bu devirde.
Buzlarım donuyor artık. Mevsimlerim iyice krize girdi. Şizofren oldu güneş. Tatsız tohumlar, tuzu yok göllerin… 

Karamsar oldukça derinine alıyor gece hepimizi. Anlatılanları dinlemiyor tek başına geçimini sağlayan Teyze. Çok çocuklu Mahalle bakkalı çok başlı din kardeşlerinin yanında eziliyor. Üç kuruşu bugün bulan dövmeli genç başka iş yapamayacağını bilen işveren kollarında bağımlı hale getiriliyor. Okuyanlar ufku bulanık görüyor. Gemi hangi limana dümen çevirecek bilmiyorlar. Üç kuşak olmuş 13 farklı kuşak. Ve çatışmalar dilde değil artık bedende, dinde, fikirde, zikirde oluyor. Tenler karışmaya başlamış ardından asi delikanlı görünenler önünden nehir gibi pozlar veriyor
Öyle ki hayat devam ediyor da herkes kendini bir daire içinde düşünüp hududu, yarını, geleceği düşünmüyor. Düşünüyorum diyenler mi? Kelam etme, seni de hain ilan ediyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI