Kendini henüz çarşafı serilmemiş, çırpılıp tozu alınmamış, yeri daha belirlenmemiş, yastığı konulmamış yatağa, uzun yoldan yayık gibi çalkalana çalkalana gelmiş, basıla basıla sıkıştırılmış, kimi deliklerinden taşmış dolu çuval gibi bırakır bırakmaz uyumuş; uyumasıyla beraber rüya görmeye başlamıştı. Yaşlı traktör gibi sert, gıcırtılı ve boğuk horlayınca rüyası kesilmiş, sonra kaldığı yerden rüyasına devam etmişti.

Gün içinde telaffuz ettiği “Hamdolsun, sevip koşup gelene. Kırmadan dökmeden gidene güle güle.” sözünü ne zaman söylediğini anımsamıyordu. Ancak bu sözü her zaman kullanacağını anlamıştı.

Onun ellerinde renklenecekken başkalarının güneşinde solmak istemedi.

Sahtekârlara safça inanması, bitmek tükenmek bilmeyen beklentilerindendi. Rüyalarının bile belkilerle başlayıp belkilerle devam etmesinin altında yatan gerçek buydu; kendisinin de itiraf ettiği bir gerçeklikti bu.

Uyandığında, gün içinde sık sık kendisiyle konuştuğunu anımsadı. Utanmadı; görenlerin ardından yapacakları yorumlara da aldırmadı.

Ama bundan önce, bugün neler yapacağını anımsadı. Çok fazla işi yoktu. Hepsini yetiştirebilecek kadar zamanı vardı. Ayrıyeten, biri dışında diğerlerini önemsemedi. Önemsemediklerinden biri de caminin önünden geçerken imama uğrayıp “Niye şerefeye çıkıp ezan okumuyorsun da işin kolayına kaçıp aşağıdan okuyorsun?” diye sormaktı. İmamdan da şu yanıtı alacaktı:

“Sıkıysa sen çık beş vakit şerefeye!”

Ama bundan da önce, uyanır uyanmaz, sabahları durakta gördüğü kızı anımsadı. Her sabah aynı dolmuşa binen, aynı iş yerinde çalışan örtülü kızın sesini duyacaktı:

“Bacım, çok güzelsin. Neden örtünmüyorsun?”

Kızın bu soruya kızmadan verdiği yanıtı da anımsadı:

“Bacım, sen de çiçek gibi güzelsin. Hangi çiçek güzelliğini insanlardan esirgiyor?”

Kendisiyle konuşmasının nedenini yüzünü yıkarken anımsadı. Kendisinden başka bu konuları konuşacağı kimse yoktu. Olsa kapısına gider, “Hele bir çay koy gardaş, çaylarımızı içerken dertleşelim.” derdi.

Son zamanlarda kendisini en iyi anlayan, yine kendisiydi. Bunu aynaya bakmaksızın anlamıştı. Bunun için yalnızlığı tercih ediyor, bunun için çıplak tarlalarda bir başına yürüyor, bunun için saatleri, pencereyi açıp odayı havalandırmayı unutuyor, bunun için gelen giden olmasın diye tül perdeyi kapalı tutarak kitap okuyordu.

Rüyasındaki sevecen yüzleşmelerini anımsadı dişlerini fırçalarken. Kolunun hareketleri hızlandı, yüzü güldü. Bugün kimle konuşursa konuşsun, kelimelerini dikkatle seçecek, en tatlı ses tonuyla konuşacak, konuşurken yüzünü asmayacak, karşısındakilerin kendilerini iyi hissetmelerini kolaylaştıracaktı.

Eğlenceli anılarını anımsamak için akşamüstü zaman ayıracaktı. Sebebini bulmak istiyordu. Bunu, eğlenceli anılarını çoğaltmak için yapacaktı. Tatsız ve kâbuslarla dolu anılarının sebeplerini düşünmekten yılmıştı.

Daha sonraki anlarda, istem dışı olarak, her sabah durakta gördüğü kızı anımsayacak; kalbinin gençleştiğini, ağır işlerini yaparken hissedecek ve “Aşk gençtir.” sözüme hak verecekti.

Beklediği yanıtları kendisinden ve ardı ardına okuduğu kitaplarımdan duyacaktı. Duyacakları, kendisini kendisine tanıtmakla kalmayacak, doğrularını da doğrulayacaktı. Üstelik bunu torpilsiz yapacak, bu da kendisine ve kitaplarıma olan saygısını artıracaktı.

Her sabah durakta gördüğü kız, beklediği yanıtları iltifatlarla verecekti. Bundan dolayı bir gün kendisine âşık olacağını biliyordu.

“İnsan yatağını düzeltip aşkın ayağına gitmeli.” sözümü kulağına küpe yaptığı günden beri yalnızca sabahları durağa gitmiyordu; iş çıkışı, kapı önündeki durakta da bekliyordu. İleride ortak sevaplar işlemek adına yapıyordu bunları.

Henüz havanın sıcak olduğu bir saatte, yatağını düzeltmeden kendini dolu çuval gibi yatağa bırakmasının, yatağa düşer düşmez kesintisiz ve vakit kaybetmeden rüyalarına dalmasının, hatta genç bir traktör gibi horlamasının nedeni; hava kararıncaya kadar çalışması, kara kışa hazırlık olsun diye haftalar önce odun kırması değildi. Bütün bunların nedeni, tamamen yalnızlığının sona ermesini istemesiydi.

Her akşam şehrin bütün ışıklarını yaktı. Her akşam, iş yerinin önündeki duraktan aldığı kızın sesini duymak için kulağını açtı.