Ramazan, bir yılda yalnızca bir kez karşımıza çıkan, kalplerin arındığı, ruhların dinginleştiği, toplumsal bağların güçlendiği özel bir aydır. Geriye sayım başladığında, Ramazan’ın son günleri yaklaşırken, bizlere bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bu ay yalnızca oruç tutmakla, ibadetle sınırlı değildir. Ramazan, bir yansıma, bir içsel yolculuk, belki de bir yeniden doğuş sürecidir.

Şimdi, Ramazan’ın sonlarına doğru yaklaşırken, bizler de bir bakıma bu sürecin sonbaharına adım atıyoruz. Tıpkı doğanın sonbaharda dökülen yaprakları gibi, hayatımızdaki fazlalıklardan, gereksizliklerden arınmak için son bir fırsat bu günler. Çünkü her Ramazan, kalbin derinliklerine bir dokunuş bırakır ve her Ramazan, bir öncekinden biraz daha olgunlaşmamızı sağlar.

Ramazan’ın son günleri, yalnızca orucun sonuna yaklaşmak anlamına gelmez. Bu günler, aynı zamanda muhasebe günleridir. Her bireyin, kendi iç yolculuğunda geldiği noktayı değerlendirme zamanıdır. Ne kadar derinleşebildik? İbadetlerimizi samimiyetle yerine getirebildik mi? Zihinsel ve ruhsal anlamda ne kadar ilerledik? Çünkü Ramazan, bir yönüyle kişisel bir hesaplaşma ayıdır; kendimize ne kadar yakınlaşabildik?

Bu dönemde, İslam’ın temel öğretilerinin ötesine geçmek, onları ruhumuzda yeniden hissetmek çok önemlidir. Sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kalp temizliği yapmak, kötülüklerden arınmak, öfke ve kırgınlıkları geride bırakmak, hayata şükretmek de Ramazan’ı tamamlamanın gerekliliklerindendir. Son günler, aynı zamanda birbirimize yaklaşma zamanıdır. Çünkü Ramazan, yalnızca bireysel bir olgunlaşma süreci değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışmanın da adıdır. Yardımlaşma, paylaşma ve birbirimize değer verme zamanıdır.

Bu dönemin en değerli yönlerinden biri, arınmanın yalnızca bedensel bir deneyim olmaktan çıkıp, kalpten bir dönüşüme dönüşmesidir. İbadetler, sadece fiziksel zorlamalarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda insanın ruhunu arındıran, düşüncelerini yeniden şekillendiren, sabrını test eden birer araçtır. Oruç tutmak, sadece aç kalmak değil, aynı zamanda nefsi terbiye etmek, kibirden arınmak, sabırlı ve merhametli bir insan olabilmektir.

Ramazan’ın son günleri, bir tefekkür fırsatıdır. Hayatın akışı içinde gözden kaçırdığımız, bazen küçük gibi görünen ama derin anlamlar taşıyan pek çok şey vardır. İşte Ramazan, her birini fark etme, kendimize ve çevremize karşı daha duyarlı olma zamanıdır. O yüzden bu son günlerde, her bir anı dolu dolu yaşamak, verdiğimiz her nefeste şükretmek, geçtiğimiz her sokakta Allah’a yönelmek, Ramazan’ın nihai amacına ulaşmak demektir.

Ramazan’ın bitişi, aslında bir son değil, yeni bir başlangıcın habercisidir. Bu ay, bize sadece sabrı öğretmekle kalmaz, aynı zamanda hayatın her anında bir anlam aramayı, kalp temizliğini ve insan olmanın değerini hatırlatır. İbadetlerin yoğunluğu bittiğinde, asıl olan, ruhumuzda bıraktığı izlerin devam etmesidir.

Ve hatırlatmak gerekir ki, Ramazan’ın son günleri, sadece sevinçle karşılanmamalıdır; aynı zamanda bir veda gibi de düşünülmelidir. Çünkü her şeyin bir sonu vardır, ancak bu son, bir başka başlangıcın tohumlarını da atar. Son günlere yaklaşırken, birbirimize, önce kendimize sonra topluma daha derinden bağlı olalım. Ramazan’ın içsel derinliğini, sadece bir ayla sınırlı bırakmayalım. Bu günler, insanlık yolculuğunda sadece bir durak, bir mihrap, bir merhamet pınarı olsun.